Madonna sarısı gözlüklü öğretmenim:
“-Ali, en başarılı öğrenci…Onu her zaman size örnek göstereceğim..!” dedi.
Dedi de…
Ben hem gurur,
Hem de utanma duyguları arasında kaldım…
Bir yanım dondu, buz kesti sanki,
diğer yanım Hazan yeline kapıldı coştu…
Bir gözle; bana yüz vermeyen Firdevs’i süzdüm;
“gördün mü delikanlı gibi delikanlıyı…” diye haykırırcasına,
diğer gözümle bisikletinin pedalını kırdığım
Ve
“çabuk öde,yoksam doyuncaya kadar dövecem seni !” diyen Memet’e baktım.
“şimdi benden özür dileyecen artık” diye fısıldarcasına…
Bu övünme-dövünme arasında gidip gelmeler
B.B. kopyası, sarışın bomba öğretmenimin:
“-eveeet,Fransızca’dan ilk notu “1“… ikinci yazılıdan da “0” almıştı…
bu sefer “5” üzerinden “4” aldı! Bu büyük bir başarıdır” sözlerine kadar sürdü.
xxx
Bu insana verilen en büyük armağandır.
Ne kadar kuşku içinde olursan ol…
O kişiye yüklenen bir ağır sorumluluktur artık övülmek.
Hiç yokken bir insana, var olduğunu anımsatmak kadar değerli birşey olabilir mi ?
Ben artık; kaçak gittiğim sinema salonlarında,
tuvalette, “dillo” oyununda bile Fransızca’ya çalışır olmuştum:
“Parle-vu Françe ?”
Verdiğim yanıt da ilginçti top peşinde koştururken :
“he valla gonuşuyom !!!”
xxx
Gölhisar Lisesi, orta birinci sınıfında okurken
birşeylerin ters gittiği bir yıldı o yıl…
Türkçe öğretmenim dev yapılı adam,
Vurduğu zaman, ıslık çalıyor gibi ses çıkaran ve her yanımızı yakıp kavuran ayva dalı çubuğunu yanında taşımaz olmuştu…
Coğrafya öğretmenim;
Yazılı sınavında 5 soruyu yazdırdıktan sonra
“-Çocuklar kitaplarınızı çıkarıp, soruların cevaplarını oradan bakabilirsiniz.. Hiç olmazsa bi kere daha okuyup öğrenmiş olursunuz” dedikten sonra sınıftan yazılı sınavı süresi boyunca gidişi…
Tabiat Bilgisi dersi öğretmenimin
tavuk-yumurta tartışmasından sonra
“-siz ne biçim köylü çocuklarısınız bee..?” diye kızıp
Tarım dersine getirdiği kesilmiş horozun pipisini bize bizzat göstermesi…
Normal mıydı bilmiyorum ama, başarı oranı tavan yapmaya başlamıştı.
Bu başarı oranını İsmail bozmuştu sadece bir kez…
Hepimiz 5 alırken,
Coğrafya kitabından yanlış kopya çekmekten öğretmenimiz ona 3 vermişti…
xxx
70’li yıllardan beri
Bize okutulan ders kitapları defalarca değişti.
Hangi derste öğrendiklerimiz bugünkü yaşamımızda bize fayda sağlıyor?
Bakıyorum şöyle bir;
Çoook boş şeyler öğretmek için zorlamışlar bizi…
Evet böyle düşünüyordum
Ta ki katıldığım bir toplantıya kadar…
Kürsüdeki zat bağırdıkça bağırıyordu:
“-Biiiz, Fatihler’in,Yavuzlar’ın ve de Atillalar’ın torunlarıyız…
Biiiz, Avrupa topraklarını çiğnemiiiş…”
O vatandaşım, zamanında öğrendiği yararlı (!) bilgileri tekrarlarken,
onca yıl sonra, Madonna sarısı öğretmenim düştü aklıma.
Ve, kendi kendime bir kere daha sordum ve yanıtladım:
“Parle vu Françe ?”
“ hee valla galiba gonuşuyom !”
xxx
Ne kadar bugün;
tavuk-yumurta ilişkisi ve,
O zaman gördüğümüz horozun pipisiyle bugün ilgilenmesek de,
kürsüde bağıran vatandaşıma bakıyorum
çok faydalı şeyler öğretmişler zamanında bize…
Nerdeee o günler !
—————————————
KÖYLÜNÜN GÜNLÜĞÜ’nden :
Cumhurbabanın tahütnamesi incelendi
Ve..,
Anaş, çilli tavuğumun 12 ay boyunca yumurtlama garantisine
sonuna kadar ben de kefilim. Ulemaya danışmaya lüzum yok…


