
« -Hadi bir bardak daha iç… »
O yaşlı haliyle hemencecik kalkıverdi yerinden Roza teyze.
İnce belli boş bardağı aldı önümden.
Fazla sürmedi, çay dolu bardağı yeniden önüme koydu.
« -Yaa, şimdi yaşıyor mu bilemiyorum ama Yavuz diye birisini çoook sevmiştim. »
diye sürdürdü konuşmasını.
« -Ahhh Yavuz, sen Meryem’i bana tercih ettin. »
Biraz sulanan gözlerini gizler gibi ônüne bakarak;
« -Kadınların, kendisini güldüren erkekleri sevip, ağlatanlara âşık olduklarını söylerler, Pöh! Bu erkekler için de söylenmiş olmalı… »
(……)
Yunanistan’ın Igoumenitsa kasabasını gören bir tepede bir kır kahvesi işletiyor Roza teyze.
Zaman zaman kullandığım bu yolda, bu kez durayım dedim.
Beni, saçları ağarmış, beli bükük, küçük mü küçük bir kadın karşıladı.
Hiç müşteri yok kahvede.
Beni görür görmez;
« -Sen Türksün. Adın ne? »
« -Ali… » diye yanıt verdim.
« -Ben sana Yavuz diyeyim olur mu? »
« -İstersen ama… »
« -Otur bakim şuraya. Benim adım Roza. Sana taptaze bir çay yapayım. »
Yaptığı harika çayı içerken, İzmir’de geçen ergenlik çağı maceralarını anlattı tek tek.
Bazen gülüştük…
Bazen, ikimizin de gözlerinden yaş süzüldü.
« -Yavuz’a dedim ki; bak ben kendimi sana teslim ederim ama… »
Biraz utandı…
« -Meryem’den vazgeçeceksin. Sadece benim olacaksın… »
Roza teyze, yiğidin hakkını verircesine;
« -Ama Yavuz da erkek delikanlıymış haaa. Başkası olsa hee hee der sonra.. »
Çok uzun sürdü sohbetimiz.
« -Ben yola çıkmak istiyorum Roza teyze. Yol uzun… »
Bekliyordu bunu sanki. Birden hıçkırık dolusu ağlamaya koyuldu.
Ağıt yakmadı ama, gözünden süzülen yaşlar, bir ağıtın binlerce kelimeleriydi sanki…
« -Biraz daha otur,sana salatalık da soyayım…Bak çok iyi ayran da var… »
Oturduk biraz daha… Biraz daha uzattık süreyi…
Ama ne zamana kadar.?!
Ayağa kalktığımda;
« -Otur bi hele.. » dedi ağlayarak.
Boyuma göre belini doğrultamıyordu.
Boynuma sarıldı. Ağladı… ağladı…
Sandalyade donup kaldım.
(….)
« -Yine burdan geç dönerken. Yavuz’um senden bişey istiyorum.. »
« -Söyle Roza teyze »
« Gelirken bana, bir avuç Izmir’den toprak getir. »
« ….. ?»
« -Saklayacağım, mezarımın üstüne serpmelerini isteyeceğim… »
Ayrılışımız, bir ana-oğul kadar acıklı oldu.
Aynadan baktım giderken;
Roza teyze ardımdan bir kova su döküyor…
Hey be Dünya…
Kim olursanız olun, hangi milletten olursanız olun;
gözyaşının rengi yoook be.
Roza teyzeminki gibi…


